Simon-Kucher olarak 37 yıldır 30 ülkede 2.000’den fazla çalışanımızla dünyanın önde gelen strateji, satış, pazarlama ve büyüme uzmanı olarak tanınıyoruz. Ölçülebilir gelir ve kar sağlayan “daha iyi bir büyüme” yaratacak yöntemlerimiz ile müşterilerimizin ticari ve stratejik ihtiyaçları doğrultusunda şirketlerin ticari stratejilerinin ürün, fiyat, inovasyon, pazarlama, dijitalleşme ve satış gibi tüm kollarını optimize eden bir danışmanlık hizmeti sunmaktayız.

Giriş pozisyonu için mülakat süreci online test değerlendirmesi, yüz yüze mülakat (2 adet) ve panel case mülakat (paralelde şirket kültürüne uyum mülakatı gerçekleşir) aşamalarından oluşuyor.Yüz yüze mülakatlarda başta adayın CV üzerinden kendisini tanıtması isteniyor, sonrasında case mülakatı ile devam ediliyor. Gerçek ticari sorunları ele aldığımız panel case mülakatlarında adaylar bu sorunları çözüme ulaştırırken danışmanların kullandığı bazı araçları (excel ve powerpoint) kullanıyorlar. Makalenin devamında Panel case’de karşınıza çıkabilecek sık sık karşılaştığımız bir konuda müşterilerimize neler önerdiğimizi kısaca sizlerle paylaşacağız.

Adaylarda test ettiğimiz özellikleri 4 başlıkta özetleyebiliriz:

I. Problem çözme becerileri

  • Problemle ilgili kritik konuları net bir şekilde anladınız mı? Problemle ilgili doğru soruları mı soruyorsunuz?
  • Probleme yapısal bir yaklaşımınız var mı?
  • Problemle ilgili tüm seçenekleri ve bunların olası sonuçlarını düşündünüz mü?

II. İş anlayışı

  • Temel iş kavramlarına (örneğin, arz ve talep) aşina mısınız?
  • Farklı iş hedeflerini (kâr, gelir vb.) anlıyor musunuz?
  • Temel iş modellerinden (örn. abonelik modeli) haberdar mısınız?

III. Analitik yetenekler

  • Temel aritmetik yapabilir misiniz? Çizelgeleri ve tabloları okuyabilir misiniz?
  • Veriyle doğru içgörüleri elde ediyor musunuz?
  • Problemle ilgili veriye bakıp net tavsiyeler verebilir misiniz?

IV. İletişim yetenekleri

  • Düşüncelerinizi organize bir şekilde karşı tarafa aktarabilir misiniz?
  • Düşüncelerinizi ifade edebiliyor ve geri bildirime yeterince tepki verebiliyor musunuz?
  • Potansiyel olarak stresli bir durumla başa çıkabilir misiniz?
  • Nihayetinde: Bir müşteriyle bir odada yalnız kalabilir misin?

1) Panel Case’in başında anlatımı dikkatlice okuyun, anlamadığınız konuları danışmanlarımız ile netleştirin.

  • Vakadaki ana problemi görüşmeciye tekrarlamak genellikle yardımcı olur ve karşınızdakini aktif olarak dinlediğinizi gösterir.
  • Vakada çıkan sektöre aşina değilseniz, sektörün nasıl çalıştığını sormanızda bir sakınca yoktur.

2) Vakanın amaçlarını her zaman netleştirin.

o   Mülakatta ilk etapta hedefler belirtilebilir veya belirtilmeyebilir – bir işletmenin belirli bir eylemi “yapması” gerekip gerekmediği sorulursa, hedefi akılda tutmak ve önerilerinizi buna paralel olarak vermek çok önemlidir (örneğin, kâr? pazar payı? vb.)

3) Problemleriniz, hedeflerinizi ve potansiyel yaklaşımlarınızı anlamdırmak için yapıları kullanın.

  • Her zaman top-down bir yaklaşım izleyin ve problemin genel hatlarından, üst seviye amaçlarından başlayın. (hemen sayıları hesaplamaya başlamayın).
  • Mevcut yapılar/frameworkler iyi başlangıç noktalarıdır ve zamandan tasarruf sağlarlar, bu yüzden onlara aşina olmanız faydalı olacaktır. Ancak, frameworkler körü körüne uygulanmamalıdır; durumunuza neyin uygun olduğunu düşünün ve buna göre uyum sağlayın.
  • Panel Case’de Excel verisini incelemeye başlarken önce genel resmi anlamaya çalışın, sorunları üst seviyede tespit ettikten sonra sorunlu alanlara veride daha detaylı bakın. Başta müşteri, kanal, ürün gibi ana kırılımları inceledikten sonra nereye detaylı eğilmeniz gerektiğini anlayın.

4) Bir varsayımda bulunmadan önce görüşmecinin ihtiyacınız olan bilgilere sahip olup olmadığını kontrol edin.

  • Görüşmeci, giriş bölümünde sorunu çözmek için ihtiyaç duyacağınız her şeyi size nadiren söyler.
  • Bir varsayımda bulunmanız gerekiyorsa, hem mantıklı hem de basit olmaya çalışın.

5) Matematikte acele etmeyin; tüm sayıları düzgün ve düzenli bir şekilde yazın.

  • Hesaplamalarınızı ve rakamlarınızın neyi ifade ettiğini not alın, böylece gerekirse geri dönebilirsiniz.
  • Matematiğinizi ve varsayımlarınızı iki kez kontrol edin.

6) Anlamlı yorumlar yapın: Sadece “matematik yapmanın” ötesine geçin.

  • Yanıtlarınızı iyice düşündüğünüzden ve vakanın konusu ve amacıyla bağlantılar kurduğunuzdan emin olun, ancak bu varsayımları her zaman görüşmecilerle kontrol edin.
  • Büyük resmin genellikle trendleri, farklı segmentlerin nasıl farklı davrandığını vb. anlamayı içerdiğini unutmayın.

7) Önerinizin orijinal hedefe hitap edip etmediğini kontrol edin.

  • Vakaların genellikle birden çok bölümü vardır ve orijinal hedefe ulaşmak çoğu zaman tüm bu parçaları birbirine bağlamayı gerektirir.

8) Çözümünüzü ikna edici bir şekilde sunun.

  • Zaman kısıtı sebebiyle bulgularınızı ve önerilen çözümünüzü aktarmak için kısa ve öz bir sunum hazırlayın, görsel kaygılar ile zaman kaybetmeyin.
  • Sunumun başında üst seviyede soruna nasıl yaklaştığınızı anlatın.

o   Görüşmeciler sizin mantıklı olduğunuzu ve zorlayıcı problemler üzerinde düşünebildiğinizi görmek isterler. Yaklaşımınızı erkenden açıklamak, görüşmecilerin
doğru yolda olup olmadığınızı bilmelerini sağlar ve böylece gerekirse size rehberlik ederler.

  • Bulgularınızı ve önerilen çözümünüzün arkasındaki mantığı anlatmayı unutmayın.

Türkiye ve dünya bu kez enflasyonla mücadele etmektedir: Sektörler arasındaki tedarik zinciri darboğazları, yükselen hammadde fiyatları ve döviz kuru dalgalanması bir araya gelerek şirketler üzerinde ciddi bir maliyet baskısı yaratmaktadır. Bu etkiler hemen hemen tüm endüstriler tarafından hissedilmekte ve şirketlere büyük bir yük bindirmektedir.

Bugün birçok şirket, daha önce karşılaştıkları her şeyden farklı hissettiren küresel bir ekonomi yaşamaktadır. Firmaların sadece tahminleri kısması, personel sayısını kısması ve belirsizlikle kuşatılmış olması değil, belirsizliğin varsayılan hale gelmesidir.

Ticari büyüme uzmanı Simon-Kucher’ın Kıdemli Müdürü Alperen Kayacan, “Hem Türkiye’de hem dünyada şirketler büyük bir belirsizlik ve oynaklık ile karşı karşıya” diyor. “Jeopolitik belirsizlik var, finansal oynaklık var, talep oynaklığı var. Bu, iniş ve çıkışların sıklığı ve genliği açısından daha önceki resesyon dönemlerinden farklılaşıyor ve şirketler için süreç yönetimini zorlaştırıyor.”

Simon-Kucher şirketlerin küresel belirsizlik ve enflasyonist dönemde de büyümeyi sağlayabilmesi için 4 adımdan oluşan bir yol haritası çizmektedir:

  1.  Müşteriyi anlamak
  2. Doğru fiyatlandırmayı sağlamak
  3. Sade ve karlı bir portföy oluşturmak
  4. Karlı kanalları büyütmek

Müşteriyi anlamak

Müşteri beklentilerini anlama ve karşılama ticari başarı için kritik önem taşımaktadır. Şirketler, müşterilerinin tercihlerini, ihtiyaçlarını ve satın alma davranışlarını derinlemesine anlayabilirse rekabete karşı avantaj sağlayabilir. Günümüz dünyasında ortalama müşteri davranışlarıyla ilerlemektense farklı müşteri segmentlerinin davranışlarını anlamak, onların ödeme istekliliğini tespit ederek müşteri deneyimi, ürün ve fiyat kurgusu oluşturmak enflasyonun etkilerini minimize eden en önemli etmenlerden biridir.

Şirketler müşteri segmentasyonunu doğru bir şekilde gerçekleştirerek ürün ve fiyat kurgusuna ek olarak, hizmetlerini ve pazarlama stratejilerini farklı müşteri gruplarının özel taleplerini etkili bir şekilde karşılayacak şekilde uyarlayabilirler. Bu segmentasyon yaklaşımı, kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak, hedeflenmiş iletişim sağlamak ve ilgili teklifler sunmak suretiyle daha yüksek müşteri memnuniyeti ve sadakati sağlamaktadır. Şirketler, sürekli olarak müşteri beklentilerini değerlendirerek ve değişime uyum sağlayarak rekabet avantajı elde edebilir ve güçlü, uzun süreli müşteri ilişkileri inşa edebilirler.

Doğru fiyatlandırmayı sağlamak

Şirketler dünya ve Türkiye piyasalarındaki enflasyonlar sebebiyle sürekli olarak artan maliyetleri yönetmekte zorlanmaktadırlar. Artan maliyetlerle beraber karlılığı korumak için en etkili yöntem doğru fiyatlandırmadır ancak hiper enflasyonist ortamda fiyatları yüksek oranda arttırmak markanın algısını sarsıp satış oranlarını ciddi oranda düşürebilir. Bu sebeple ana ürünlerde rekabetle fiyat endeksinin korunması pazar payı ve ciro maksimizasyonu için kritik önem taşımaktadır. Şirketler ürün rollerini belirleyerek ana ürünlerde rekabetle fiyat endeksi koruyarak fiyat imajlarını yönetmelidirler. Long-tail ürünlerde daha esnek fiyat artışlarına giderek enflasyonist ortamda yüksek hacim kaybetmeden fiyat artışı sağlayabilirler.

Fiyatları yükseltmek zorlu bir süreçtir ve gelişigüzel yapıldığında, şirketler daha fazla kayıp yaşama veya itibarlarını zedeleme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Küresel fiyatlandırma uzmanları olarak, şirketlere aşağıdaki üst düzey adımlardan başlayarak sorunu sistematik olarak ele almalarını öneriyoruz:

1.  Fiyat artışlarını aktarmak için sistematik bir plan oluşturun:

Birçok şirket, uygun bir plan ve metodoloji olmadan fiyat artışlarını aktarmaya çalışır. Enflasyon birden fazla fiyat ayarlaması gerektirebileceğinden, sağlam ve tekrarlanabilir bir süreç uygulamak çok önemlidir. Ürüne özel fiyat stratejileri koymak, tüm ekiplerle (özellikle satış ekipleriyle) etkili bir iletişim planı oluşturmak gerekmektedir.

2.  Fiyat artışlarını ve olası etkilerini ölçün:

Marj üzerindeki olası etkileri hesaplamak için finans ve tedarikten gerekli tüm maliyet ve enflasyon verilerini toplanmalı, mümkünse gerçekleşen verilerden önce tahminleri toparlayarak önümüzdeki dönem beklentileri ortaya koyulmalıdır.

3.  Fiyatları sık sık ve bütünsel olarak ayarlayın:

Birçok şirket hala yıllık fiyat güncellemelerine güvenmektedir. Mevcut yüksek enflasyon ortamında, aylık, üç aylık veya altı aylık düzenlemelere geçiş, marjların korunmasına yardımcı olacaktır. Fiyat geçişlerini fazlı yaparken düşük oranlı geçişlerle ilerlemek, faz fiyatlarını ayarlarken müşteriler için önemli fiyat noktalarını kapsamak ve rekabet fiyatlarını değerlendirmek yüksek önem taşımaktadır.

Birçok şirket, artan liste veya net fiyatların tek yol olmadığını da unutmaktadır. Süreci yönetirken indirimleri azaltmak ve servislere belirli ek ücretler getirmek de son derece etkin alternatif çözümler arasında yer almaktadır. Öte yandan, müşteri, bölge ve ürün segmentlerine bir bütün olarak bakılmamalı ve fiyat ayarlamalarının segmentler arası ciddi oranda farklılaştırılabileceği stratejiler içinde bulundurulmalıdır.

4.  Gözlemleme ve süreç takibini iyileştirin:

Sağlam bir gözlemleme ve takip etme süreci, başarıyı sağlamanın anahtarıdır. İzlenecek Temel Performans Göstergelerinin (KPI) önceden belirlenmesi, izleme sıklığı, veri kaynakları ve standartlaştırılmış panolar gibi basit adımlar, herkesin aynı sayfada olmasını sağlayacaktır.

Bununla birlikte şirketler rekabeti, müşteri segmentasyonunu ve kendi operasyonlarına dair veri takibini ne kadar sistemli ve efektif yapabilirse bu bilgiler doğrultusunda dinamik fiyatlama modelleri oluşturularak enflasyonist ortamlarda değişen pazar koşullarına daha hızlı ve doğru tepkiler verip rekabete karşı avantaj elde edebilirler.

Dinamik fiyatlandırma 70’lerde havayolları tarafından başlatıldı ve şimdi oteller, havayolları, araba kiralama ve tur operatörleri tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Bugün, dinamik fiyatlandırmaya doğru ilerleyen seyahat dışı oyuncu sayısı giderek artmaktadır. Örneğin, eğlence sağlayıcıları, çevrimiçi perakendeciler ve otomotiv endüstrisindeki işletmeler bu modeli uygulamaktadır. Üstelik dinamik fiyatlandırma sadece online ortamlarda değil, geleneksel fiziksel mağazada faaliyet gösteren şirketler tarafından da müşterilerin ödeme istekliliğinden yararlanmanın yeni yollarını bulmasıyla ilerlemektedir.

Sade ve karlı bir portföy oluşturmak

Karlılığı ve fiyatları yönetmenin en etkili yollarından biri de portföyü kurgulamaktan geçmektedir. Karlı ürünleri portföyde ön plana çıkartmak, müşterileri bu ürünlere yönlendirmek için iletişim kurguları oluşturmak gerekmektedir. Ürünleri sunarken Good-Better-Best (GBB) yapıları kurarak ürünler arasındaki hiyerarşik farkları ve karşılık gelen fiyatları müşteriye açık bir şekilde göstermek müşterilerin ihtiyaçlarına ve ödeme isteklilerine göre ürünleri karşılaştırmalarını sağlaması açısından önem taşımaktadır.

Fiyat değişimi, indirim ve promosyon kurgularının başarılı bir şekilde çalışması için kurgular tasarlanırken tüm portföyün değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada hem operasyonel eforu düzgün yönetebilmek hem de fiyat/promosyon kurgularının müşteri tarafından algılanmasını sağlamak için sade bir portföy ile ilerlemek yüksek önem taşımaktadır.

Karlı kanalları büyütmek

Enflasyonist ortamda müşteri beklentilerine uyum göstermek ve güçlü müşteri ilişkilerine sahip olmak önemlidir. Buna ek olarak değer zincirini kısaltmak ve doğrudan tüketiciye erişen (D2C) kanalları kullanmak, şirketlere önemli avantajlar sağlayabilir. Ara oyuncuların ortadan kaldırılmasıyla, işletmeler maliyetleri düşürebilir, verimliliği artırabilir ve tüm değer zinciri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabilirler. D2C kanalları, müşterilerle doğrudan etkileşim kurma imkânı sağlayarak, şirketlere değerli bilgiler toplama, geri bildirim alma ve doğrudan müşteri ilişkileri kurma imkânı sunmaktadır. Bu doğrudan bağlantı, yazının ilk bölümünde dikkat çektiğimiz şekilde şirketlere müşteri tercihlerini daha iyi anlama, teklifleri özelleştirme ve sorunsuz bir kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunma konusunda yardımcı olacaktır. Değer zincirini optimize ederek ve D2C modellerine yönelerek, şirketler rekabet güçlerini artırabilir, kar marjlarını iyileştirebilir ve pazarda daha güçlü bir konum elde edebilirler.

MCC Business Review – Simon-Kucher MCC Business Review’ın bu sayısında bir süredir kampüs içi işbirliğimize devam ettiğimiz Simon-Kucher’den Beril Manav ve Kutay Şenses ile danışmanlık ve ODTÜ üzerine bir sohbet gerçekleştirdik ve en çok merak ettiğimiz sorulara cevap aradık. Tüm samimiyetleri ile sorularımızı cevaplandırdıkları için Beril Hanım ve Kutay Bey’e tekrardan teşekkür ederiz. 

En merak ettiğimiz sorulardan biri ile başlayalım. Sizce ODTÜ öğrencilerinin danışmanlık sektöründe ne gibi avantajları ve dezavantajları var? 

-Avantajları arasında; yapısal bakış açısı, danışmanlıkta sürekli öğrenme süreci ve ekip çalışması vurgusunu sayabiliriz. ODTÜ’nün öğrencilere aşıladığı parçalara ayırma ve problem çözme yeteneği, öğrenme süreci içerisinde elindeki bilgi kaynaklarını en iyi şekilde kullanma bakış açısı danışmanlık sektöründe ODTÜ ve benzer okulların öğrencilerinin ön planda olmasını sağlıyor. ODTÜ’deki dayanışma kültürü ve okul ruhu da ve danışmanlık sektörü için de büyük bir artı. Bunun yanında dezavantajlar arasında ise coğrafi konumdan kaynaklı uzun dönem staj yapma zorlukları ve yoğun ders programları nedeniyle zaman kısıtlılığı bulunuyor. Ancak, bu dezavantajlar yaz stajlarıyla veya yaz dönemlerini daha verimli kullanarak telafi edilebilir. Ayrıca sektördeki ODTÜ oranının halihazırda çok yüksek olmamasının sebebinin şirketlerin ODTÜ’lü öğrencilere karşı ön yargısından kaynaklı değil, öğrenci tarafındaki başvuruların düşük olmasından dolayı olduğunu söyleyebiliriz. 

MCC’nin danışmanlık firmalarına başvuru durumu üzerindeki etkisi nedir, MCC’den önce ve ve sonrasındaki başvuru sayıları hakkında ne söyleyebilirsiniz?

-MCC’nin etkisiyle Simon-Kucher’in bilinirliği ve başvuruları yadsınamaz biçimde arttı. MCC ile beraber öğrencilerin danışmanlık konusunda vizyonu genişledi ve sektör hakkında bilgiler kampüs içinde kulaktan kulağa yayıldı. 

Danışmanlık firmalarında bölüm farklılıklarının getirdiği çeşitliliğe bakış açınız nedir? 

-Firmada çeşitliliğin çok fazla konuşulduğu ve farklı okullardan, farklı bölümlerin getirdiği perspektiflerin işe alım sürecinde değerlendirildiği bir ortam bulunuyor. Mülakata giren farklı arka plana sahip öğrenciler farklı filtrelerle değerlendiriliyor. Bunun sonucunda sektörün pek çok farklı bölüme hitap ettiğini ve farklı bölümlerden işe alım yaptığını söyleyebiliriz.

 ● Öğrencilerin aklındaki en büyük sorulardan biri de şirketlerin öğrencilerin CV’lerinde nelere dikkat ettiği ve ortalamalarının bu noktada ne kadar önemli olduğu. Danışmanlık firmalarının GPA’ya bakışı nasıl? 

-GPA genel bir başarı ölçütü olarak göz önünde bulunduruluyor. Ancak GPA, tek başına değerlendirilen bir kriter değil aynı zamanda başarıyı kompanse edebilecek farklı faktörler de dikkate alınıyor. Öğrenciler arasında çok farklı okullardan gelen kişiler bulunuyor ve her okulun farklı dinamikleri olduğunun farkındayız. Başvurularda bu farklılık da göz önünde bulunduruluyor ve değerlendirmeye dahil ediliyor. Yani, başarı konusunda GPA’nın yanı sıra diğer farklı başarı faktörleri de önemli bir rol oynayabiliyor.

 ● Danışmanlığın Türkiye ayağında büyümeye yönelik bir ivme olduğu gözüküyor, siz ne düşünüyorsunuz?

-Evet, gelişmiş ülkelerde danışmanlık sektörü daha oturmuş durumda. Oradaki pazarla büyüme de belli bir orantıya sahip. Fakat Türkiye’de durum biraz farklı; burası daha tüketim odaklı bir yapıya sahip ve yaşanan krizler yeni projelerin doğmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, sürekli tekrar eden müşterilerin yanı sıra yeni müşteri edinme süreci de hızla büyüyor. Türkiye gerçekten de çok dinamik bir ülke, bu yüzden bir sürü farklı senaryo ortaya çıkabiliyor. Ayrıca, enflasyonun yüksek olduğu bir dönemde olmak, fiyatlandırma konusunda uzman olan Simon-Kucher için avantajlı olabiliyor. Tabii, siz mezun olana kadar dramatik değişiklikler yaşanmayacak gibi görünüyor, ama yine de bir kriz olursa altından kalkılabilir. 

Girişim ekosisteminden consulting ekosistemine geçmek sizin (Beril Manav) için nasıl bir deneyimdi? 

-Her iki sektörün dinamik bir yapısı var ve Türkiye’de hızla büyüyen sektörler arasında yer alıyorlar. Girişimlerde ve danışmanlık firmalarında, hızlı gelişen projeler üzerinde çalışmak ve çalışanlara işletme perspektifini kazandırmak gibi benzer yönler bulunuyor. Girişim deneyimi, özellikle fiyatlandırma gibi konularda deneyim kazanmak için oldukça değerli bir fırsat sunuyor. Ancak, danışmanlık tarafı biraz daha hızlı ilerleyebilir. Danışmanlık alanında kısa sürede çok daha büyük etkiler yaratmak mümkün olabilir ve bu da kişilerin kariyerlerini daha hızlı bir şekilde geliştirmelerine katkı sağlayabilir. Aynı zamanda, girişimcilikte olduğu gibi danışmanlıkta da kreatif sonuçlar üretme becerisi önem taşıyor. Hem girişimcilikte hem de danışmanlıkta, veri toplama ve belirli röportajlar yaparak çözümler üretiliyor. Bu süreçlerin benzerlikleri, girişimcilik deneyiminin danışmanlık kariyeri için başlangıç noktası olarak düşünebileceği anlamına geliyor. Yani, girişimcilikte edinilen deneyimler, danışmanlık sektörüne geçiş için değerli bir temel oluşturabilir

ODTÜ Makina mezunu olan Doğukan Küçük kurulduğumuz günden beri METU MCC’de yer aldı. Şu anda ise Simon Kucher’de Consultant olarak çalışıyor. Bu bölümde Doğukan Küçük’le soru cevap kısmına ulaşabilirsiniz.

  • ODTÜ’den Simon-Kucher’e geçiş sürecinde nasıl çalıştın, nasıl hazırlandın?

ODTÜ’den Simon Kucher’e geçiş sürecinde benim için en önemli şey Simon Kucher’in benim için doğru şirket olup olmadığına karar vermekti. METU MCC kulübünde olmamın da yardımıyla başvuru sürecinden önce Simon-Kucher danışmanlarıyla tanışma ve bazılarıyla birebir çalışma fırsatı buldum. Bu imkan şirkete karşı olan merakımı ve bana olan uygunluğunu anlamama yardımcı oldu. Simon-Kucher çalışma kültürünü ve orada çalışan danışmanlarının kalitesini gördükten sonra Simon-Kucher hedef şirketim oldu diyebilirim. Başvuru sürecinde temel olan 2 şey var bunlar CV ve cover letter. Doğru CV tanımı sektörden sektöre değişse de danışmanlık şirketlerinin beklentisi direk yalın ve etki odaklı CV hazırlanması. Burada belki de en çok dikkat edilmesi gereken şey etki odaklı CV hazırlanması. Pek çok insan staj yaptığı şirketi orda bulunduğu pozisyondan bahsetmeyi yeterli bulsa da bu stajda yaptığınız etkiden bahsetmek bunları mümkünse eğer sayısal çıktılarla belirtmek CV’deki değerlendirmeyi olumlu etkileyebilecek etmenlerin başında geliyor. Ben de buna uygun olarak CV’mi güncelleyerek başladım. Bir diğer önemli husus ise cover letter. Cover letter aslında şirketlerin size kendinizi anlatmanız için verdiği bir fırsat. CV’ler çoğu zaman adayları tanımak için yeterli olmuyor bu yüzden Simon-Kucher de cover letter ile size kendinizi anlatmanızı, danışmanlığa nasıl uygun olduğunuzu göstermenizi istiyor. Cover letter hazırlama aşamasında farklı örneklerden bakarak konsepti anlamak önemli olsa da gördüğünüz örnekleri referans almanızı önermem. Başvuru süreci sonrasındaysa sıkça case çözüp, arkadaşlarımla beraber mock interview düzenleyerek kendimi mülakata hazırladım. 

  • ODTÜ’nün sana kattığı hangi özelliklerin Simon-Kucher’de sana kolaylık sağlıyor/kullanıyorsun?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) aldığım eğitim ve deneyimler, Simon-Kucher’de bana verilen görevleri yerine getirirken benim için büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle, ODTÜ’de sürekli yoğun bir akademik ve sosyal hayat yaşamak, zaman yönetimi becerilerimi önemli ölçüde geliştirdi. Bu beceri, Simon-Kucher’de karmaşık projeler üzerinde çalışırken ve sıkı zaman çizelgeleriyle uyum sağlarken benim için hayati öneme sahip. Ayrıca, mühendislik derslerinde kazandığım analitik düşünme yeteneği, Simon-Kucher’de karşılaştığım zorlu problemlere çözüm bulmada bana büyük kolaylık sağlıyor. Bu dersler, problem çözme sürecinde daha yapılandırılmış ve mantıksal bir yaklaşım geliştirmeme yardımcı oldu. Ek olarak şirket içinde ODTÜ’dekine çok benzer bir sosyo kültürel yapı olması da insanlara adapte olmamı ve birlikte başarılı işler çıkarmamızı çok kolaylaştırdı.

  • Danışmanlığın sana katkıları neler?

Simon-Kucher’de danışmanlık yapmak, profesyonel becerilerimi önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle, bu pozisyonda öğrenme hızımı artırmam gerekti. Farklı sektörlerden ve farklı müşterilerden gelen çeşitli problemleri ele almak, vizyonumu genişletti ve bana daha kapsamlı bir bakış açısı kazandırdı. Simon-Kucher’de çalışırken, destekleyici ve tecrübeli bir ortamda bulunmak öğrenme motivasyonumu sürekli yüksek tutmama ve kendimi sürekli olarak geliştirmeye devam etme fırsatı sağladı. Bu ortam, hata yapma korkusunu yaşamadan ve daha cesur kararlar alarak profesyonel gelişimimi hızlandırmaya yardımcı oldu diyebilirim. Ortalama iş hayatı süremizi düşündüğümde burada geçirdiğim kısa zaman beni profesyonel olarak iş hayatında başarılı olmam için sağlam temeller atmamı sağladı ve atmaya da devam ediyor.

  • Danışman olmak isteyenlere tavsiyeler

Danışman olmak isteyenlere tavsiyem bu sektörde kişiden beklenen yetkinliklere dikkat edip bu yönde çalışmaları olur. Durmadan insanlarla iletişime geçtiğiniz, yenilikleri ilk kullanan kişi olacağınız bir iş hayatı sizi bekliyor olacak. Bu sektörde başarılı ve mutlu olmak için gelişime ve öğrenmeye açık olmanız gerekiyor. Sektörün getirdiği yüksek tempoya adapte olmak da çok önemli fakat ODTÜ’de final dönemi geçiren herhangi bir kişinin bunu çok yabancı karşılayacağını sanmıyorum. Bir diğer vereceğim tavsiye ise çalışma hayatından önce yapabilen kişilerin bir danışmanlık stajı yapmasıdır. Çalışma ortamını direkt tecrübe edeceğiniz için hem kendinizin bu sektöre ne kadar  uygun olduğunu göreceksiniz hem de kısa bir sürede çokça öğreneceğiniz, projelerde yer alacağınız bir dönem geçireceksiniz.

Understanding the growth opportunity presented by volatile times: https://www.simon-kucher.com/en/insights/understanding-growth-opportunity-presented-volatile-times

Unlocking growth in times of uncertainty: https://www.simon-kucher.com/en/insights/unlocking-growth-times-uncertainty

The 8 Dos and Don’ts of Dynamic Pricing: https://www.simon-kucher.com/en/insights/8-dos-and-donts-dynamic-pricing